İstanbul’da Sağanak Yağış


Yazar: Bigadic Mania™

Yağış, birçok ilçede su baskınlarına neden oldu. Esenler’de su baskınına uğrayan tekstil atölyesindeki 1 kişi öldü. 450’ye yakın trafik kazası yaşandı. Yağış bugün öğle saatlerine kadar il genelinde, öğleden sonra Anadolu yakasında sürecek.

İstabul’da etkili olan sağanak yağış, can aldı. Turgutreis Mahallesi Cengiz Topel Caddesi 463. sokaktaki tekstil atölyesi, dün akşam saatlerinde etkisini artıran sağanak yağış nedeniyle su baskınına uğradı.

Atölyedeki 3 kişi, vatandaşların yardımıyla kurtarılırken, içeride olduğu belirtilen bir kişiye ulaşılamadı.

İtfaiye ve sivil savunma ekiplerinin çalışması sonucu bulunarak tekstil atölyesinden çıkarılan Azerbaycan uyruklu Aydın İsmailov, Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. İsmailov, hastanede yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.

ESENLER SULAR ALTINDA
Esenler, sağanak yağıştan en çok etkilenen ilçelerden biri oldu. Çinçin Dere Caddesi, sağanak yağışın etkisiyle tamamen sular altında kaldı. Cadde üzerindeki otobüs, kamyon ve otomobiller sulara gömüldü. Araçlarda mahsur kalan kişiler, vatandaşlar ve itfaiye ekiplerinin çabalarıyla kurtarıldı.

274165.jpg

Cadde ve çevresindeki binaların bodrum ve giriş katlarını da su bastı. Evlerinde mahsur kalan kişileri kurtarma çalışmaları sırasında botlar da kullanıldı.

İtfaiye ekipleri tarafından caddedeki suların tahliyesinin sağlanmasının ardından, neredeyse tüm kaldırım taşlarının yerlerinden sökülmüş olduğu görüldü.

HASTANE İLE TIP MERKEZİNİ SU BASTI
Öte yandan, sağanak yağış nedeniyle Sultançiftliği Lütfiye Nuri Burat Devlet Hastanesi’nin acil servisini su bastı. Sular, itfaiye ekiplerince tahliye edildi.

Küçükköy’deki özel bir tıp merkezi de sağanak yağış dolayısıyla sular altında kaldı. Merkezin ameliyathanesi ile kazan dairesine dolan sular, İSKİ ekipleri tarafından tahliye edildi. Alt kattaki hastaların üst katlara çıkarıldığı merkezde maddi hasar oluştu.

450’YE YAKIN TRAFİK KAZASI
Sağanak yağışın etkili olduğu İstanbul’da dün sabah saat 07.00’den itibaren 450’ye yakın trafik kazası meydana geldi.

Bu kazalardan 30’a yakınında yaralanma, diğerlerinde ise maddi hasar meydana geldi. Yağış nedeniyle alt geçitlerde mahsur kalan araçlardaki vatandaşlar, itfaiye ekipleri tarafından kurtarıldı.

Kazalar ve sağanak yağış dolayısıyla trafik sıkışıklığı yaşanan kentte, bayram ziyaretine giden vatandaşlar saatlerce yollarda kaldı.

[Alıntı]

kuresel_isinma_1.jpgÇevre uzmanları, küresel ısınmanın 2009 yılından sonra artacağı tahmininde bulundular.

Küresel ısınmanın, 21. yüzyılda karbon gazı salımının etkisiyle artacağı yönündeki genel uyarının yanında, 2005 yılını takip eden 10 yıl içindeki olasılıklara değinen İngiliz bilim adamlarının raporunda, insanın neden olduğu küresel ısınmadan ziyade, doğal etkenlerin sebep olduğu iklim değişikliği üzerinde duruldu.

Tahminde bulunmak için, El Nino ile okyanus sirkülasyonundaki diğer dalgalanmalarla ısı üzerinde çalışmalarda bulunan uzmanların Science dergisinde yayımlanan raporuna göre, dünya gerçek ısınmayla 2009 yılında tanışacak. 2009’a kadar ise doğal güçler, insanın yol açtığı tahmini ısınmayı dengeleyecek.

[Alıntı]

Klimalar Küresel Isınmayı Tetikler


Yazar: Bigadic Mania™

TEMA Vakfı Genel Müdürü Uygar Özesmi, yaz sıcaklıklarında çare olarak açtığı klimaların saldığı görünmez gazların küresel ısınmayı artırdığını vurguladı.

TEMA Vakfı tarafından düzenlenen Karapınar’daki etkinliğe katılan Özesmi, küresel iklim değişikliğinin Türkiye’deki en önemli sonuçlarından birisinin kuraklık olduğunun altını çizdi. Kuraklık nedeniyle 2050 yılında Türkiye’de kişi başına su miktarının bugünkü rakamların yarısına (1600 metreküpten 700′e) düşeceğini belirten Özesmi, küresel ısınma nedeniyle Türkiye’de yaz sıcaklarının 2 ile 6 derece, yıl ortalamasının ise 2 ile 4 derece arasında artmasının beklendiğini kaydetti.

Klimalarla ilgili bir uyarı yapan Özesmi, şöyle konuştu: “Birçok kişi, sıcaklık artışını bulunduğu kapalı ortamda klimalarını açıyor. Ancak çalışan her klima küresel ısınmayı artırıyor. Bu yüzden herkesin sıcakla yaşamayı öğrenmesi gerekiyor. Bir yanda insanlar serinlerken, çalışan klimanın yaydığı enerji küresel ısınmayı tetikliyor. Sıcaklık artışı kaçınılmaz ise, bireysel önlemlerin alışkanlık haline getirilmesi gerekiyor.”

Özesmi, küresel ısınmaya karşı nasıl daha az otomobil kullanılması öneriliyorsa aynı şekilde klima kullanımının da sınırlandırılması gerektiğini belirterek, “Sıcağa karşı klima çözüm değil. Artık yeni alışkanlıklar kazanmalıyız, sıcaklık artışına karşı yaşam biçimini değiştirmemiz gerekiyor” diye konuştu.
TEMA Vakfı Genel Müdürü Uygar Özesmi, yaz sıcaklıklarında çare olarak açtığı klimaların saldığı görünmez gazların küresel ısınmayı artırdığını vurguladı.

İSTANBUL / KONYA - TEMA Vakfı tarafından düzenlenen Karapınar’daki etkinliğe katılan Özesmi, küresel iklim değişikliğinin Türkiye’deki en önemli sonuçlarından birisinin kuraklık olduğunun altını çizdi. Kuraklık nedeniyle 2050 yılında Türkiye’de kişi başına su miktarının bugünkü rakamların yarısına (1600 metreküpten 700′e) düşeceğini belirten Özesmi, küresel ısınma nedeniyle Türkiye’de yaz sıcaklarının 2 ile 6 derece, yıl ortalamasının ise 2 ile 4 derece arasında artmasının beklendiğini kaydetti.

Klimalarla ilgili bir uyarı yapan Özesmi, şöyle konuştu: “Birçok kişi, sıcaklık artışını bulunduğu kapalı ortamda klimalarını açıyor. Ancak çalışan her klima küresel ısınmayı artırıyor. Bu yüzden herkesin sıcakla yaşamayı öğrenmesi gerekiyor. Bir yanda insanlar serinlerken, çalışan klimanın yaydığı enerji küresel ısınmayı tetikliyor. Sıcaklık artışı kaçınılmaz ise, bireysel önlemlerin alışkanlık haline getirilmesi gerekiyor.”

Özesmi, küresel ısınmaya karşı nasıl daha az otomobil kullanılması öneriliyorsa aynı şekilde klima kullanımının da sınırlandırılması gerektiğini belirterek, “Sıcağa karşı klima çözüm değil. Artık yeni alışkanlıklar kazanmalıyız, sıcaklık artışına karşı yaşam biçimini değiştirmemiz gerekiyor” diye konuştu.

[Alıntı]

Çankaya Üniversitesi Hidrojen Enerjisi Eğitim Programı ile küresel ısınmanın dünyada yarattığı etkiye karşı çözüm arayışına girdi. 2-3 Haziran tarihleri arasındaki programda yaklaşık 500 öğretmene hidrojen enerjisiyle ilgili bilgiler verilecek. Öğretmenler sayesinde aktarılacak bilgiler öğrencilerde yeni ufuklar açılmasını sağlayacak. Çankaya Üniversitesi, 2-3 Haziran tarihlerinde hidrojen enerjisi teknolojilerinin daha geniş kitlelere öğretilmesi, konuya ilgi duyan araştırmacı sayısının artırılması amacıyla Türkiye’nin her tarafından gelecek olan Fen Liseleri ve Anadolu Öğretmen Liseleri öğretmenlerine eğitim verecek.

Okumaya devam et…

Türkiye’de Güneş Enerjisi


Yazar: Bigadic Mania™

gunes_enerjisi_1.jpgGüneş Enerjisi Sistemleri Sempozyumu sonuç bildirgesine göre, Türkiye’nin brüt güneş enerjisi potansiyeli 87.5 milyon ton eşdeğer petrol (MTEP) olarak belirlendi. 87.5 MTEP’in, 26.5 MTEP’nin ısı üretimine, 8.75 MTEP’nin ise elektrik enerjisi üretimine elverişli olduğu kaydedilen bildirgede, “Türkiye’nin yıllık ortalama toplam güneşlenme süresi 2 bin 640 saattir. Türkiye bu enerjinin sadece yüz binde ikisinden yararlanabiliyor” denildi. TMMOB Makina Mühendisleri Odası’nın Düzenlediği “III. Güneş Enerjisi Sistemleri Sempozyumu”nun sonuç bildirgesi açıklandı.

Bildirgeye göre, Türkiye, enerjide yüzde 74 gibi yüksek bir oranda dışa bağımlı. Resmi kurumların yapmış olduğu uzun vadeli projeksiyonlarda ise dışa bağımlılık oranının 2010′da yüzde 71, 2015′de yüzde 68, 2020 yılı için yüzde 70′ler seviyesine olacağı tahmin ediliyor. 2006 yılında Türkiye’nin toplam enerji tüketimi 93 milyon ton eşdeğer petrol (MTEP) olarak gerçekleşti. Tüketim oranı ise her yıl yüzde 5 civarında artarken, geçen yıl enerji ithalatı için 28.5 milyar dolar ödendi. Bu değer toplam ihracatın yaklaşık bir bölü dördüne karşılık geliyor. Bildirgede, artan enerji ihtiyacının ucuz, sürekli ve güvenli bir şekilde karşılanmasında yaşanan zorlukların, Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri haline geldiği kaydedildi.

Okumaya devam et…

Hint Okyanusu üzerinde kirliliğin yol açtığı sis tabakasının güney Asya’da küresel ısınmayı artırdığı bildirildi.hint_okyanusu_sis.jpgNature dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, San Diego Üniversitesi Okyanusbilim Enstitüsünden araştırmacılar, her kış Hint Okyanusu üzerinde oluşan ve kentsel, endüstriyel veya tarımsal kirliliklerden kaynaklanan mikroskobik taneciklerden meydana gelen dev “kara örtüyü” incelemek amacıyla pilotsuz uçan üç minyatür uçak kullandı.

Sis tabakasında değişik irtifalarda 18 gözlem ve ölçüm görevi yapan bu uçaklardan elde edilen verileri dijital modellerle inceleyen araştırmacılar, sis tabakasının, atmosferde güneşten kaynaklanan ısınmayı yaklaşık yüzde 50 oranında artırdığı, bu kara örtü içindeki is taneciklerinin güneş ışığını emme eğilimi bulunduğu sonucuna vardılar.

[Alıntı]

  1. Ampulünüzü değiştirin: Standart akkor ampulünüzü tasarruf ampulü ile değiştirin, yılda 75 kg. karbondioksit tasarrufu sağlayın.
  2. Daha az araba kullanın: Her zamankinden daha sık yürüyün, bisiklet kullanın ve toplu taşıma araçlarından daha çok faydalanmaya özen gösterin. Araba kullanmadığınız her iki kilometre için 0.75 kg. karbondioksit tasarruf edeceksiniz.
  3. Geri dönüşüme katkıda bulunun: Evinizden çıkan çöplerin sadece yarısını geri dönüştürerek yılda bin 200 kg. karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz.
  4. Lastiklerinizi kontrol edin: Düzgün şişirilmiş lastiklerle litre başına aldığınız yol yüzde 3 oranında artacaktır. Her 4 litre benzin tasarrufu, 10 kilo karbondioksiti atmosferimizden uzak tutar.
  5. Daha az sıcak su kullanın: Suyu ısıtmak için çok fazla enerji gerekmektedir. Daha az su tüketen bir duş başlığı ile 175 kg., giysilerinizi soğuk ya da ılık suda yıkayarak da 250 kg. karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz.
  6. Ambalajları fazla olan ürünlerden kaçının: Çöpünüzü yüzde 10 oranında azaltarak 600 kg. karbondioksit tasarrufu yapabilirsiniz.
  7. Su ısıtıcınızı ayarlayın: Isıtıcınızı kışın iki derece aşağı, yazın iki derece yukarı ayarlayın. Bu basit ayarlamayla yılda bin kg. karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz.
  8. Bir ağaç dikin: Bir ağaç ömrü boyunca bir ton karbondioksit emer.
  9. Çözümün parçası olun: Harekete geçmek ve daha fazla bilgi almak için ‘www.iklimkrizi.net’i ziyaret edin.
  10. Herkese anlatın: Küresel ısınmayla ilgili bildiklerinizi çevrenize anlatın.

[Alıntı]

Küresel Isınma Hızlanıyor


Yazar: Bigadic Mania™

Science dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, atmosfere salınan sera gazlarının yüzde 15’ini emen Güney Kutbundaki okyanus çukurları, bu işlevlerini kaybetmeye başladı. Bu da, küresel ısınmanın daha da korkutucu boyutlara geleceği anlamına geliyor.

Küresel ısınma, Güney Okyanusu’nun karbondioksit (CO2) soğurmasını azaltıyor. Uluslararası uzmanlardan oluşan bir ekibin 4 yıl boyunca yaptığı ve Science dergisinde yayımlanan bir araştırma, gelecekte küresel ısınmaya yol açan karbondioksit oranının tahmin edilenden daha yüksek olacağını ve küresel ısınmanın hızlanacağını ortaya koydu.

Zira araştırmaya göre, atmosfere salınan karbon gazının yüzde 15’ini emen Güney Kutbundaki okyanus, artık bu işlevini tam anlamıyla yerine getiremiyor.

Bunun nedeni de küresel ısınmanın etkisiyle rüzgarların şiddetinin artması. Okyanuslardaki karbondioksitin büyük kısmı diplerde bulunuyor. Kuvvetli rüzgarlar da, Antarktika kıtasını çevreleyen denizlerde diplerdeki karbondioksit taşıyan suları yüzeye çıkarıyor. Yüzeydeki karbondioksit yeniden atmosfere karışıyor.

Sonuçta, atmosferdeki karbon gazı miktarının çoğalması, küresel ısınmayı yüzde 30’a kadar artırabilir.

Araştırma, Antarktika’da sera etkisi yaratan gazların birikmesi ve ozonun azalmasının neden olduğu hava akımlarının yoğunlaşmasının, soğurma kapasitesini doyma noktasına getirerek suda biriken karbondioksidi (CO2) açığa çıkardığını da gösterdi.

“BU CİDDİ BİR DURUM”
Araştırmanın katılımcılarından East Anglia üniversitesinden Corinne Le Quere, “İlk kez iklim değişikliğinin Antarktika Okyanusu’nun havadaki karbondioksidi (CO2) soğurma kapasitesinin doygunluk noktasına ulaşmasının sorumlusu olduğunu söyleyebiliriz, bu ciddi bir durum” dedi. Le Quere, “iklim değişimiyle ilgili tüm bilgi işlem modellerinin bu olayın bu yüzyıl boyunca yoğunlaşarak süreceğini gösterdiğini” belirtti.

266299.jpg 266300.jpg

Bu araştırmaya katılanlardan Chris Rapley, 19. yüzyıldaki endüstri devriminin başlangıcından bu yana, okyanusların, insanların faaliyetleri nedeniyle atmosfere salınan 500 milyar ton karbonun yaklaşık dörtte birini soğurduğunu söyledi.

ATMOSFERDEKİ SERA ETKİSİ VE ISINMA ARTACAK
Bilimadamları bu oluşumun tahmin edilenden 40 yıl önce ortaya çıktığına dikkat çekiyor.

Yeryüzünde temel olarak 2 karbon kuyusu bulunuyor. Okyanuslar ve biyosfer.

Bilimadamları, okyanuslar, denizler, göller ve ormanların, insan faaliyetlerinden kaynaklanan CO2 salımının yaklaşık yarısını soğurduğunu, Güney Okyanusu’nun tek başına bu işlemin yüzde 15’ini yerine getirdiğini belirterek, bu okyanusun doyma noktasına ulaşmasıyla atmosferde daha fazla CO2’nin kalacağını ve atmosferdeki sera etkisinin ve ısınmanın artacağını kaydettiler.

266301.jpg

Uzmanlar doğal yollarla emilimin zorlaştığına dikkat çekerek, atmosfere salınınan sera gazlarının oranının sınırlandırılmasının önemini vurguluyor.

[Alıntı]

Geniş ormanlık alanları, gölleri ve kışın yağan bol kar ile sulak bir ülke olan Kanada’da da susuzuluk tehlikesi baş gösterdi.

Ülke nüfusunun 3’te 1’inin yaşadığı Ontario eyaletine içme suyu sağlayan göllerdeki su seviyesi, son 48 yılın en düşük rakamına indi.

Kanada Çevre Bakanlığı iklim uzmanlarından David Phillips, “Göllerdeki su seviyesi, en son 1959 yılında bu kadar düşük kaydedilmişti. Hava şartlarının bir süre daha yağışsız seyretmesi halinde 2. derece alarm seviyesine geçilmesi ve su kesintilerine başlanması şarttır”dedi.

Mevsimin kurak seyretmesinin ekonomiyi de olumsuz etkileyeceğini belirten Klimatolojist David Phillips, dünyaca ünlü Ontario şaraplarının imal edildiği üzüm bağlarındaki üretimin de susuzluktan etkileneceğini kaydetti. Phillips, normal şartlarda en az 246 milimetre olması gereken göl suları seviyesinin, 100,4 milimetreye indiğini, mevsimin biraz daha böyle gitmesi halinde bu oranın daha da düşeceğini belirtti.

[Alıntı]

6 Yeni Tür Bulundu


Yazar: Bigadic Mania™

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin, şiddet nedeniyle onlarca yıldır girilemeyen doğu kesiminde, aralarında bir yarasa ve iki kurbağa olmak üzere 6 yeni canlı türü bulundu.

Merkezi New York’ta bulunan Doğal Hayatı Koruma Derneği, Ocak ve Mart ayları arasında, Tanganyika gölünün batısındaki ormanda araştırma yapan uzmanların, 6 yeni tür keşfettiklerini açıkladı.

270732.jpg

Derneğin açıklamasında, 1000 kilometrekarelik bozulmamış bir alanda, deniz seviyesinden 2725 metre yükseklikte yapılan araştırma sonucunda yarasa ve kurbağalarla birlikte bir kemirgen, iki fare ve iki kurbağa türünün ortaya çıkarıldığı belirtildi.

Açıklamada, bölgenin biyolojik açıdan çok zengin olduğu, çok sayıda şempanze, bufalo, fil, leopar ve maymun barındırdığı kaydedildi.

Araştırmacı Andrew Plumptre, çok kısa süre içinde 6 yeni tür bulduklarını, daha fazla zamana sahip olmaları halinde bu sayının artabileceğini söyledi.

[Alıntı]

Sonraki Sayfa »

Powered by Twitter Tools.