kuresel_isinma_1.jpgÇevre uzmanları, küresel ısınmanın 2009 yılından sonra artacağı tahmininde bulundular.

Küresel ısınmanın, 21. yüzyılda karbon gazı salımının etkisiyle artacağı yönündeki genel uyarının yanında, 2005 yılını takip eden 10 yıl içindeki olasılıklara değinen İngiliz bilim adamlarının raporunda, insanın neden olduğu küresel ısınmadan ziyade, doğal etkenlerin sebep olduğu iklim değişikliği üzerinde duruldu.

Tahminde bulunmak için, El Nino ile okyanus sirkülasyonundaki diğer dalgalanmalarla ısı üzerinde çalışmalarda bulunan uzmanların Science dergisinde yayımlanan raporuna göre, dünya gerçek ısınmayla 2009 yılında tanışacak. 2009’a kadar ise doğal güçler, insanın yol açtığı tahmini ısınmayı dengeleyecek.

[Alıntı]

Klimalar Küresel Isınmayı Tetikler


Yazar: Bigadic Mania™

TEMA Vakfı Genel Müdürü Uygar Özesmi, yaz sıcaklıklarında çare olarak açtığı klimaların saldığı görünmez gazların küresel ısınmayı artırdığını vurguladı.

TEMA Vakfı tarafından düzenlenen Karapınar’daki etkinliğe katılan Özesmi, küresel iklim değişikliğinin Türkiye’deki en önemli sonuçlarından birisinin kuraklık olduğunun altını çizdi. Kuraklık nedeniyle 2050 yılında Türkiye’de kişi başına su miktarının bugünkü rakamların yarısına (1600 metreküpten 700′e) düşeceğini belirten Özesmi, küresel ısınma nedeniyle Türkiye’de yaz sıcaklarının 2 ile 6 derece, yıl ortalamasının ise 2 ile 4 derece arasında artmasının beklendiğini kaydetti.

Klimalarla ilgili bir uyarı yapan Özesmi, şöyle konuştu: “Birçok kişi, sıcaklık artışını bulunduğu kapalı ortamda klimalarını açıyor. Ancak çalışan her klima küresel ısınmayı artırıyor. Bu yüzden herkesin sıcakla yaşamayı öğrenmesi gerekiyor. Bir yanda insanlar serinlerken, çalışan klimanın yaydığı enerji küresel ısınmayı tetikliyor. Sıcaklık artışı kaçınılmaz ise, bireysel önlemlerin alışkanlık haline getirilmesi gerekiyor.”

Özesmi, küresel ısınmaya karşı nasıl daha az otomobil kullanılması öneriliyorsa aynı şekilde klima kullanımının da sınırlandırılması gerektiğini belirterek, “Sıcağa karşı klima çözüm değil. Artık yeni alışkanlıklar kazanmalıyız, sıcaklık artışına karşı yaşam biçimini değiştirmemiz gerekiyor” diye konuştu.
TEMA Vakfı Genel Müdürü Uygar Özesmi, yaz sıcaklıklarında çare olarak açtığı klimaların saldığı görünmez gazların küresel ısınmayı artırdığını vurguladı.

İSTANBUL / KONYA - TEMA Vakfı tarafından düzenlenen Karapınar’daki etkinliğe katılan Özesmi, küresel iklim değişikliğinin Türkiye’deki en önemli sonuçlarından birisinin kuraklık olduğunun altını çizdi. Kuraklık nedeniyle 2050 yılında Türkiye’de kişi başına su miktarının bugünkü rakamların yarısına (1600 metreküpten 700′e) düşeceğini belirten Özesmi, küresel ısınma nedeniyle Türkiye’de yaz sıcaklarının 2 ile 6 derece, yıl ortalamasının ise 2 ile 4 derece arasında artmasının beklendiğini kaydetti.

Klimalarla ilgili bir uyarı yapan Özesmi, şöyle konuştu: “Birçok kişi, sıcaklık artışını bulunduğu kapalı ortamda klimalarını açıyor. Ancak çalışan her klima küresel ısınmayı artırıyor. Bu yüzden herkesin sıcakla yaşamayı öğrenmesi gerekiyor. Bir yanda insanlar serinlerken, çalışan klimanın yaydığı enerji küresel ısınmayı tetikliyor. Sıcaklık artışı kaçınılmaz ise, bireysel önlemlerin alışkanlık haline getirilmesi gerekiyor.”

Özesmi, küresel ısınmaya karşı nasıl daha az otomobil kullanılması öneriliyorsa aynı şekilde klima kullanımının da sınırlandırılması gerektiğini belirterek, “Sıcağa karşı klima çözüm değil. Artık yeni alışkanlıklar kazanmalıyız, sıcaklık artışına karşı yaşam biçimini değiştirmemiz gerekiyor” diye konuştu.

[Alıntı]

Çankaya Üniversitesi Hidrojen Enerjisi Eğitim Programı ile küresel ısınmanın dünyada yarattığı etkiye karşı çözüm arayışına girdi. 2-3 Haziran tarihleri arasındaki programda yaklaşık 500 öğretmene hidrojen enerjisiyle ilgili bilgiler verilecek. Öğretmenler sayesinde aktarılacak bilgiler öğrencilerde yeni ufuklar açılmasını sağlayacak. Çankaya Üniversitesi, 2-3 Haziran tarihlerinde hidrojen enerjisi teknolojilerinin daha geniş kitlelere öğretilmesi, konuya ilgi duyan araştırmacı sayısının artırılması amacıyla Türkiye’nin her tarafından gelecek olan Fen Liseleri ve Anadolu Öğretmen Liseleri öğretmenlerine eğitim verecek.

Okumaya devam et…

SP3, Vista ,Özellikleri Barındıracak


Yazar: Bigadic Mania™

sp3.jpgŞu sıralar seçilmiş testerlar Windows XP SP3′ü deniyorlar. Bazı weblogları üzerinden Mega-Güncelleştirme hakkında yeni bilgiler dışarı sızdı. Haberlere göre SP3, Windows XP’ye, şimdiye kadar sadece Vista’da bulunan bazı özellikleri ekleyecek.

İkinci servis paketinden bu yana çıkmış yüzlerce yamanın yanında yeni servis paketi, Network Access Protection (NAP = Ağ Erişim Koruması) özelliğini barındıracak. Bu fonksiyon özellikle yöneticiye hangi istemcinin ağın bir parçası olacağına karar verme fırsatı verdiğinden firma ağları için çok önemli. Eğer bir laptop çıkmış Windows güncellemelerini yüklememiş veya eski bir virüs tarayıcısı varsa bu istemci (laptop)reddediliyor. NAP, 2008 ilkbaharında çıkacak olan Windows Server 2008′in de bir parçası.

Bunun yanında SP3, üçüncü parti yazılım geliştiricilerinin şifreleme algoritmalarına erişimini sağlayacak yeni bir çekirdek modülü barındıracak. Yeni bir aktivasyon modeli sayesinde kullanıcı Windows’u aktive etmek için ürün anahtarını girmek zorunda kalmayacak. Önyüklü bir işletim sistemi olan Komple-PC satın alan kullanıcılar için son derece pratik.

Microsoft’a göre Servis Paketi 3, 2008′in başlangıcında çıkacak ve Windows XP için çıkarılacak son servis paketi olacak.

[Kaynak]

Yürümek Otomobilden Daha Zararlı!


Yazar: Bigadic Mania™

Çevreci Chris Goodall, hesaplamaları sonucu, yürümenin küresel ısınmaya otomobil kullanmaktan daha çok zarar verdiğini açıkladı.

yuruyus.jpg

Britanya’da 4.8 km. otomobil kullanmak atmosfere 0.9 kg. karbondioksit katıyor. Eğer yürünürse, harcanacak 180 kalori için gereken 100 gr. sığır etinin üretiminde salınan karbondioksitse 3.6 kg.

Yeşiller Partisi’nden milletvekili adayı olan Chris Goodall, “Bol egzersiz ve sonrasında bol bol yemek küresel atmosfer için faydalı değil. Enerjiden kazanmak için daha az yiyip otomobil kullanmak daha iyi bir tercih olur” diye konuştu. Goodall’a göre eğer insanlar egzersizi azaltır, daha az yer ve koltuğunda oturarak bol vakit geçirirse, iklimin yararına; tabii televizyonu açık unutmamak kaydıyla!

[Alıntı]

Türkiye’de Güneş Enerjisi


Yazar: Bigadic Mania™

gunes_enerjisi_1.jpgGüneş Enerjisi Sistemleri Sempozyumu sonuç bildirgesine göre, Türkiye’nin brüt güneş enerjisi potansiyeli 87.5 milyon ton eşdeğer petrol (MTEP) olarak belirlendi. 87.5 MTEP’in, 26.5 MTEP’nin ısı üretimine, 8.75 MTEP’nin ise elektrik enerjisi üretimine elverişli olduğu kaydedilen bildirgede, “Türkiye’nin yıllık ortalama toplam güneşlenme süresi 2 bin 640 saattir. Türkiye bu enerjinin sadece yüz binde ikisinden yararlanabiliyor” denildi. TMMOB Makina Mühendisleri Odası’nın Düzenlediği “III. Güneş Enerjisi Sistemleri Sempozyumu”nun sonuç bildirgesi açıklandı.

Bildirgeye göre, Türkiye, enerjide yüzde 74 gibi yüksek bir oranda dışa bağımlı. Resmi kurumların yapmış olduğu uzun vadeli projeksiyonlarda ise dışa bağımlılık oranının 2010′da yüzde 71, 2015′de yüzde 68, 2020 yılı için yüzde 70′ler seviyesine olacağı tahmin ediliyor. 2006 yılında Türkiye’nin toplam enerji tüketimi 93 milyon ton eşdeğer petrol (MTEP) olarak gerçekleşti. Tüketim oranı ise her yıl yüzde 5 civarında artarken, geçen yıl enerji ithalatı için 28.5 milyar dolar ödendi. Bu değer toplam ihracatın yaklaşık bir bölü dördüne karşılık geliyor. Bildirgede, artan enerji ihtiyacının ucuz, sürekli ve güvenli bir şekilde karşılanmasında yaşanan zorlukların, Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri haline geldiği kaydedildi.

Okumaya devam et…

Bir Ülke Yok Oluyor


Yazar: Bigadic Mania™

Tuvalu.jpgHer geçen gün etkilerini biraz daha fazla hissettiren küresel ısınma nedeniyle Pasifik’te bir ülke haritadan siliniyor.

Küresel ısınmanın etkileri, her geçen gün kendisini biraz daha fazla hissettirirken, ısınmanın ilk gerçek mağdurları Pasifik Okyanusu’ndaki Tuvalu’da yaşayanlar oldu. Kutuplardaki buzulların erimesiyle adalar ülkesi Tuvalu hızla sulara gömülüyor. Tarım alanları sular altında kalan yüzlerce Tuvalulu, komşu Yeni Zelanda’ya sığınıyor. Tuvalu’da yaşayanların tamamı, 2050′de Yeni Zelanda’ya sığınmış olacak. İki ülke arasında konuyla ilgili anlaşma imzalandı.

Güney Pasifik adalar grubundan oluşan 26 km²’lik Tuvalu, 24 km’lik bir sahil şeride sahip. En alçak noktası 0, en yüksek noktası ise 5 metre olan ülkenin nüfusu 11 bin 800. Balıkçılıkla geçinen ve tropikal fırtınalar nedeniyle büyük kayıplar yaşayan halk şimdi de küresel ısınma nedeniyle hem evlerinden hem de ülklerinden oluyor. Tarih 2050′yi gösterdiğinde ne haritada Tuvalu diye bir ülke ne de adalarda yaşayan kimse kalacak

[Alıntı]

Hint Okyanusu üzerinde kirliliğin yol açtığı sis tabakasının güney Asya’da küresel ısınmayı artırdığı bildirildi.hint_okyanusu_sis.jpgNature dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, San Diego Üniversitesi Okyanusbilim Enstitüsünden araştırmacılar, her kış Hint Okyanusu üzerinde oluşan ve kentsel, endüstriyel veya tarımsal kirliliklerden kaynaklanan mikroskobik taneciklerden meydana gelen dev “kara örtüyü” incelemek amacıyla pilotsuz uçan üç minyatür uçak kullandı.

Sis tabakasında değişik irtifalarda 18 gözlem ve ölçüm görevi yapan bu uçaklardan elde edilen verileri dijital modellerle inceleyen araştırmacılar, sis tabakasının, atmosferde güneşten kaynaklanan ısınmayı yaklaşık yüzde 50 oranında artırdığı, bu kara örtü içindeki is taneciklerinin güneş ışığını emme eğilimi bulunduğu sonucuna vardılar.

[Alıntı]

Neyi Bekliyoruz ?


Yazar: Bigadic Mania™

Şehitlerimizin kanı yerde kalmamalı. Bu vatan namerde şerefsize adiye bırakılmayacak. Bölünmeyecek böldürmeyeceğiz. Savaşımız son nefes son damla kana kadar devam edecek. Unutmayacağız unutturmayacağız. Gün gelecek tek tek hesap sorulacak. Şehitlerimize Allah’tan rahmet ailelerine baş sağlığı diliyorum.

Küresel Isınma Hızlanıyor


Yazar: Bigadic Mania™

Science dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, atmosfere salınan sera gazlarının yüzde 15’ini emen Güney Kutbundaki okyanus çukurları, bu işlevlerini kaybetmeye başladı. Bu da, küresel ısınmanın daha da korkutucu boyutlara geleceği anlamına geliyor.

Küresel ısınma, Güney Okyanusu’nun karbondioksit (CO2) soğurmasını azaltıyor. Uluslararası uzmanlardan oluşan bir ekibin 4 yıl boyunca yaptığı ve Science dergisinde yayımlanan bir araştırma, gelecekte küresel ısınmaya yol açan karbondioksit oranının tahmin edilenden daha yüksek olacağını ve küresel ısınmanın hızlanacağını ortaya koydu.

Zira araştırmaya göre, atmosfere salınan karbon gazının yüzde 15’ini emen Güney Kutbundaki okyanus, artık bu işlevini tam anlamıyla yerine getiremiyor.

Bunun nedeni de küresel ısınmanın etkisiyle rüzgarların şiddetinin artması. Okyanuslardaki karbondioksitin büyük kısmı diplerde bulunuyor. Kuvvetli rüzgarlar da, Antarktika kıtasını çevreleyen denizlerde diplerdeki karbondioksit taşıyan suları yüzeye çıkarıyor. Yüzeydeki karbondioksit yeniden atmosfere karışıyor.

Sonuçta, atmosferdeki karbon gazı miktarının çoğalması, küresel ısınmayı yüzde 30’a kadar artırabilir.

Araştırma, Antarktika’da sera etkisi yaratan gazların birikmesi ve ozonun azalmasının neden olduğu hava akımlarının yoğunlaşmasının, soğurma kapasitesini doyma noktasına getirerek suda biriken karbondioksidi (CO2) açığa çıkardığını da gösterdi.

“BU CİDDİ BİR DURUM”
Araştırmanın katılımcılarından East Anglia üniversitesinden Corinne Le Quere, “İlk kez iklim değişikliğinin Antarktika Okyanusu’nun havadaki karbondioksidi (CO2) soğurma kapasitesinin doygunluk noktasına ulaşmasının sorumlusu olduğunu söyleyebiliriz, bu ciddi bir durum” dedi. Le Quere, “iklim değişimiyle ilgili tüm bilgi işlem modellerinin bu olayın bu yüzyıl boyunca yoğunlaşarak süreceğini gösterdiğini” belirtti.

266299.jpg 266300.jpg

Bu araştırmaya katılanlardan Chris Rapley, 19. yüzyıldaki endüstri devriminin başlangıcından bu yana, okyanusların, insanların faaliyetleri nedeniyle atmosfere salınan 500 milyar ton karbonun yaklaşık dörtte birini soğurduğunu söyledi.

ATMOSFERDEKİ SERA ETKİSİ VE ISINMA ARTACAK
Bilimadamları bu oluşumun tahmin edilenden 40 yıl önce ortaya çıktığına dikkat çekiyor.

Yeryüzünde temel olarak 2 karbon kuyusu bulunuyor. Okyanuslar ve biyosfer.

Bilimadamları, okyanuslar, denizler, göller ve ormanların, insan faaliyetlerinden kaynaklanan CO2 salımının yaklaşık yarısını soğurduğunu, Güney Okyanusu’nun tek başına bu işlemin yüzde 15’ini yerine getirdiğini belirterek, bu okyanusun doyma noktasına ulaşmasıyla atmosferde daha fazla CO2’nin kalacağını ve atmosferdeki sera etkisinin ve ısınmanın artacağını kaydettiler.

266301.jpg

Uzmanlar doğal yollarla emilimin zorlaştığına dikkat çekerek, atmosfere salınınan sera gazlarının oranının sınırlandırılmasının önemini vurguluyor.

[Alıntı]

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »

Powered by Twitter Tools.