Küresel Isınma Hızlanıyor


Yazar: Bigadic Mania™

Science dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, atmosfere salınan sera gazlarının yüzde 15’ini emen Güney Kutbundaki okyanus çukurları, bu işlevlerini kaybetmeye başladı. Bu da, küresel ısınmanın daha da korkutucu boyutlara geleceği anlamına geliyor.

Küresel ısınma, Güney Okyanusu’nun karbondioksit (CO2) soğurmasını azaltıyor. Uluslararası uzmanlardan oluşan bir ekibin 4 yıl boyunca yaptığı ve Science dergisinde yayımlanan bir araştırma, gelecekte küresel ısınmaya yol açan karbondioksit oranının tahmin edilenden daha yüksek olacağını ve küresel ısınmanın hızlanacağını ortaya koydu.

Zira araştırmaya göre, atmosfere salınan karbon gazının yüzde 15’ini emen Güney Kutbundaki okyanus, artık bu işlevini tam anlamıyla yerine getiremiyor.

Bunun nedeni de küresel ısınmanın etkisiyle rüzgarların şiddetinin artması. Okyanuslardaki karbondioksitin büyük kısmı diplerde bulunuyor. Kuvvetli rüzgarlar da, Antarktika kıtasını çevreleyen denizlerde diplerdeki karbondioksit taşıyan suları yüzeye çıkarıyor. Yüzeydeki karbondioksit yeniden atmosfere karışıyor.

Sonuçta, atmosferdeki karbon gazı miktarının çoğalması, küresel ısınmayı yüzde 30’a kadar artırabilir.

Araştırma, Antarktika’da sera etkisi yaratan gazların birikmesi ve ozonun azalmasının neden olduğu hava akımlarının yoğunlaşmasının, soğurma kapasitesini doyma noktasına getirerek suda biriken karbondioksidi (CO2) açığa çıkardığını da gösterdi.

“BU CİDDİ BİR DURUM”
Araştırmanın katılımcılarından East Anglia üniversitesinden Corinne Le Quere, “İlk kez iklim değişikliğinin Antarktika Okyanusu’nun havadaki karbondioksidi (CO2) soğurma kapasitesinin doygunluk noktasına ulaşmasının sorumlusu olduğunu söyleyebiliriz, bu ciddi bir durum” dedi. Le Quere, “iklim değişimiyle ilgili tüm bilgi işlem modellerinin bu olayın bu yüzyıl boyunca yoğunlaşarak süreceğini gösterdiğini” belirtti.

266299.jpg 266300.jpg

Bu araştırmaya katılanlardan Chris Rapley, 19. yüzyıldaki endüstri devriminin başlangıcından bu yana, okyanusların, insanların faaliyetleri nedeniyle atmosfere salınan 500 milyar ton karbonun yaklaşık dörtte birini soğurduğunu söyledi.

ATMOSFERDEKİ SERA ETKİSİ VE ISINMA ARTACAK
Bilimadamları bu oluşumun tahmin edilenden 40 yıl önce ortaya çıktığına dikkat çekiyor.

Yeryüzünde temel olarak 2 karbon kuyusu bulunuyor. Okyanuslar ve biyosfer.

Bilimadamları, okyanuslar, denizler, göller ve ormanların, insan faaliyetlerinden kaynaklanan CO2 salımının yaklaşık yarısını soğurduğunu, Güney Okyanusu’nun tek başına bu işlemin yüzde 15’ini yerine getirdiğini belirterek, bu okyanusun doyma noktasına ulaşmasıyla atmosferde daha fazla CO2’nin kalacağını ve atmosferdeki sera etkisinin ve ısınmanın artacağını kaydettiler.

266301.jpg

Uzmanlar doğal yollarla emilimin zorlaştığına dikkat çekerek, atmosfere salınınan sera gazlarının oranının sınırlandırılmasının önemini vurguluyor.

[Alıntı]

Geniş ormanlık alanları, gölleri ve kışın yağan bol kar ile sulak bir ülke olan Kanada’da da susuzuluk tehlikesi baş gösterdi.

Ülke nüfusunun 3’te 1’inin yaşadığı Ontario eyaletine içme suyu sağlayan göllerdeki su seviyesi, son 48 yılın en düşük rakamına indi.

Kanada Çevre Bakanlığı iklim uzmanlarından David Phillips, “Göllerdeki su seviyesi, en son 1959 yılında bu kadar düşük kaydedilmişti. Hava şartlarının bir süre daha yağışsız seyretmesi halinde 2. derece alarm seviyesine geçilmesi ve su kesintilerine başlanması şarttır”dedi.

Mevsimin kurak seyretmesinin ekonomiyi de olumsuz etkileyeceğini belirten Klimatolojist David Phillips, dünyaca ünlü Ontario şaraplarının imal edildiği üzüm bağlarındaki üretimin de susuzluktan etkileneceğini kaydetti. Phillips, normal şartlarda en az 246 milimetre olması gereken göl suları seviyesinin, 100,4 milimetreye indiğini, mevsimin biraz daha böyle gitmesi halinde bu oranın daha da düşeceğini belirtti.

[Alıntı]

6 Yeni Tür Bulundu


Yazar: Bigadic Mania™

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin, şiddet nedeniyle onlarca yıldır girilemeyen doğu kesiminde, aralarında bir yarasa ve iki kurbağa olmak üzere 6 yeni canlı türü bulundu.

Merkezi New York’ta bulunan Doğal Hayatı Koruma Derneği, Ocak ve Mart ayları arasında, Tanganyika gölünün batısındaki ormanda araştırma yapan uzmanların, 6 yeni tür keşfettiklerini açıkladı.

270732.jpg

Derneğin açıklamasında, 1000 kilometrekarelik bozulmamış bir alanda, deniz seviyesinden 2725 metre yükseklikte yapılan araştırma sonucunda yarasa ve kurbağalarla birlikte bir kemirgen, iki fare ve iki kurbağa türünün ortaya çıkarıldığı belirtildi.

Açıklamada, bölgenin biyolojik açıdan çok zengin olduğu, çok sayıda şempanze, bufalo, fil, leopar ve maymun barındırdığı kaydedildi.

Araştırmacı Andrew Plumptre, çok kısa süre içinde 6 yeni tür bulduklarını, daha fazla zamana sahip olmaları halinde bu sayının artabileceğini söyledi.

[Alıntı]

İki bilimadamı küresel ısınmanın etkilerini önlemeye yönelik ilginç bir proje ortay attı. Okyanuslara dev plastik borular yerleştirilmesini öneren projenin ayrıntıları şöyle.

200 metre uzunluğunda, 10 metre çapındaki yüzbinlerce dev plastik boru okyanuslara yerleştirilecek. Bu boruların dibe batırılmasıyla, mikroorganizmalar açısından zengin dip suyu yüzeye çıkartılacak. Bu mikroorganizmaların yukarı çıkmasıyla da deniz yüzeyinde oluşacak küçük bitkiler karbondioksiti emip, bulut oluşmasını sağlayan dimetil sülfat gazı üretecek.

Oluşacak bulutlar da dünyanın üzerini kaplayarak ısınmayı önleyecek.

Bazı bilimadamları öneriyi tartışılmaya değer bulurken bazıları da “tam bir zaman kaybı” olarak tanımladı.

[Alıntı]

Uzmanlar, 4 kişilik bir ailenin, alacağı basit önlemlerle yılda 140 ton su tasarrufu yapabileceğini belirtiyor. TEMA Vakfı Kaynak Geliştirme Bölüm Başkanı Yeşim Beyla, 4 kişilik bir ailenin, alacağı basit önlemlerle yılda 140 ton su tasarrufu yapabileceğini bildirdi.
Beyla, yaptığı açıklamada, küresel ısınmanın etkilerinin artık net olarak görüldüğünü, kar ve yağmur sularıyla beslenmesi gereken göllerin nehirlerin kuruduğunu, kuraklığın etkisinin sadece kırsal kesimde değil, kentlerde de hissedildiğini hatırlattı. Bilim adamlarının yaptığı araştırmaların, Türkiye’nin de küresel ısınmanın etkilerini şiddetli biçimde yaşayacağını, bu etkinin güneyde kuraklık kuzeyde de aşırı yağış ve seller getireceğini öngördüğünü dile getiren Beyla, Türkiye’nin yaygın olarak sanıldığının aksine su zengini bir ülke olmadığına dikkati çekti.

Beyla, yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 8-10 bin metre küp olan ülkelerin ‘’su zengini” sayıldığını, 2 bin metre küpten az olanların ‘’su azlığı çeken”, 1000 metre küpten az olanların ise ‘’su fakiri” ülkeler arasında kabul edildiğini söyledi. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye’nin tüketilebilir yer üstü ve yer altı su potansiyelinin yılda ortalama 112 milyar metre küp olduğunu ifade eden Beyla, Türkiye’nin kişi başına ortalama 1500 metre küp ile ‘’su azlığı çeken” bir ülke olduğunu vurguladı. Yeşim Beyla, Türkiye’nin nüfusunun 2030 yılında 100 milyonu bulmasının beklendiğine işaret ederek, Türkiye’nin, mevcut kaynakların tamamı bozulmadan korunsa bile 2030 yılı için kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1000 metre küp civarında olacağını kaydetti.

”HERKESİN ÇABASI ÖNEMLİ”

Beyla, Türkiye’de suyun büyük bir bölümünün evlerde kullanıldığını belirterek, TEMA Vakfı olarak evlerdeki gereksiz su tüketiminin önlenmesi için ”Suyunu Boşa Harcama” kampanyası başlattıklarını anımsattı. Herkesin tek tek göstereceği bireysel çabaların kullanılabilir su miktarının korunması için büyük önem taşıdığını vurgulayan Yeşim Beyla, ”4 kişilik bir aile, musluğun gereksiz yere akmasına izin vermeyerek, kısa duş alarak, bulaşıklarını makinede yıkayarak, gereksiz yere sifon kullanmayarak yılda 140 ton su tasarrufu yapabilir” dedi.

TASARRUF ÖNERİLERİ

Yeşim Beyla, su tasarrufu konusunda şu önerilerde bulundu:

- Musluğu açık bırakmayın. Sebze meyveler elde yıkamak yerine su dolu bir kapta yıkanırsa çok daha az su tüketilir. 4 kişilik bir aile bu yöntemle yılda ortalama 18 ton su kurtarabilir.

-Bulaşıkları elde değil makinede yıkayın. 4 kişilik bir aile günlük bulaşığını elde yıkarsa, ortalama 84-126 litre su harcanır. Oysa bulaşık makinesi aynı bulaşığı sadece 12 litre su ile yıkar. Bu da bir yılda ortalama 26-40 ton su tasarrufu demektir.

-Diş fırçalarken, tıraş olurken suyu kapatın. Kullanılmadığı halde açık bırakılan su harcaması, yılda kişi başına ortalama 12 tondur. 4 kişilik bir ailede bu rakam yaklaşık 48 tondur.

-Daha kısa duş alın. 5 dakikalık bir duş sırasında ortalama 60 litre su harcanır. 4 kişilik bir ailenin her bir ferdi duş süresini 1 dakika azaltırsa yaklaşık 18 ton suyu kurtarır.

-Sifonu gereksiz yere çekmeyin. Dört kişilik bir ailenin fertleri günde bir kez sifonu amacı dışında çekerse, yılda 16 ton su harcamış olur. -Rezervuara, su dolu 1,5 litrelik pet bir şişe yerleştirin. Bu basit önlemle, yılda 2 ton su tasarrufu sağlanabilir.

-Duş başlığını yeni çıkan suyu daha iyi püskürten ekonomik duş başlıklarıyla değiştirin. Böylece suyu daha az açarak daha tazyikli suyla duş alınabilir.

-Muslukların su kaçırmadığından emin olun ve gerekirse tamir ettirin. Her saniye bir damla damlayan musluk, yılda 1 ton su harcar.

-Su kaçaklarını engelleyin. Ev ya da apartmanınızdaki su borularını yenileriyle değiştirin ya da tamir ettirin. Eski tip borular tonlarca suyun kayıp olmasına neden olur.

-Çamaşır makinesini ekonomik kullanın. Tek bir çalıştırmada yaklaşık 176 litre su harcayan çamaşır makinesi haftada bir kez bile az kurulsa, yılda 9 ton su tasarruf edilir.

AA

Dünya Felakete Doğru Gidiyor


Yazar: Bigadic Mania™

Bişi yazmama bile gerek yok aslında :) Komik :P

penguen_kapak_220.jpg

Sahte Eyfel


Yazar: Bigadic Mania™
  • Yayınlanma Tarihi:22 Eylül 2007
  • Yorum:3 Yorum
  • Kategori:Haberler, Komik
  • Toplam Okunma:78 kez okunmuş

Paris_06_Eiffelturm_4828.jpg

Çinlilerin kopya üfünlerde nekadar ünlü olduklarını bilmeyen yoktur sanırım. Bugün haberlerde daha da ilginç olan bi kopya haberi ilgimi çekti. :) Bunulada yetinmeyecek Eyfel’in çevresindeki yapılarıda kopyalamışlar :) Konuyla ilgili haber7′de yazı mevcut ;)

Nesli Tükenen Canlılar


Yazar: Bigadic Mania™

Dünya Koruma Birliği’nin bugün Cenevre’de açıkladığı ve 2007 Kırmızı Listesi’ni de içeren raporda tam 41 bin 415 canlı var ve bunların 16 bin 306 tanesi, yani üçte birinden fazlası yok olma tehdidiyle karşı karşıya.

Tüm kategorilerde kötüleşme var, tek istisna 15 yıl önce dünyadaki en nadir papağanlardan olan Mauritus Eko papağanının artık daha az tehlike altında olması. Soyu tükenen canlı sayısının 785’e ulaştığı belirtilen raporda 65 canlının da ancak koruma altında yaşamaya devam edebildikleri vurgulanıyor.

Okumaya devam et…

2050′de Su Krizi


Yazar: Bigadic Mania™

2050 yılına gelindiğinde dünya nüfusunun 9.3 milyara ulaşmasının beklendiği ve iklim değişiklikleri yüzünden 60 ülkede toplam 7 milyar insanın su kıtlığı yaşayacağı bildirildi.
Okumaya devam et…

Mamutların Katili Kim ?


Yazar: Bigadic Mania™

Mamutların Küresel Isınmanın Etkileri Yüzünden Öldüğünü Destekleyici Kanıtlar Bulunmuş.

Bilim insanları, Buz Çağı’ndan sonra vahşi atların ve mamutların soylarının tükenmesinin nedeninin insanların avlanması değil, küresel ısınma olduğunu öne sürüyor.

LONDRA - Vahşi atların ve mamutların yok olmasının sorumluluğu insanların olmayabilir. Yeni bir teze göre, bu türler küresel ısınmayla Buz Çağı’ndaki doğal dokunun değişmesine ayak uyduramadılar. En önemli besin kaynağı olan otlakların ortadan kaybolması, bu hayvanların topluluklar halinde açlıktan ölmelerine neden oldu. University of Alaska profesörü Dale Guthrie, 600’den fazla fosili radyokarbon tarihleme yöntemiyle yaptığı incelemede, mamutların ve vahşi atların insanların Bering Boğazı’nı aşarak Amerika kıtasına girmeden önce yok olmaya başlamış olduğu fikrini ortaya atıyor.

Okumaya devam et…

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »

Powered by Twitter Tools.